Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
BÜKTEL'İN GÖR DEDİĞİ / A. Ertuğrul Timur'un sansür suçları
 
Link yazıları
 

 

 

NOT: "Timur'un akılsız ve ahlaksız ittifakları" başlıklı yazımız, sayfanın aşağılarındadır.

 

Günümüzün Abdülhamid'i Ertuğrul Timur   ferman buyuruyor ki:

Coşkun Büktel / 12 Aralık 2007

Sultanlara layık "seviyeli" sansürcü A. Ertuğrul Timur’un, Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel'e kızgınlığı, giderek öyle bir noktaya vardı ki (Bakınız: "Aracılık ettiği 'penis büyütücü ilanlar' hakkında uyarımıza Timur'un 2. yanıtı") sonunda, aşağıda aktardığımız sözlerinden anlaşılacağı üzere, Timur, "Bulunmaz" ve "Büktel" adını yalnızca kendisine değil, sitesinde yazı yazacak tüm yazarlara yasak etti.

Sanki yazarların emeğine telif ödüyormuş gibi, sanki yazarların sırtından kazandığı reklam gelirini yazarlarla paylaşıyormuş gibi, içinde "Bulunmaz" ya da "Büktel" adının geçtiği hiçbir yazıyı yayınlamayacağını ilan ederek, bütün yazarlara çeki düzen vermeye, bütün yazarları “hizaya sokmaya”, onlara ne yazacaklarını değilse de, ne yazamayacaklarını dikte etmeye girişti. Sultan Abdülhamid'in, içinde "burun" sözcüğü geçen her yazıyı yasakladığı, "Sarayburnu" sözcüğüne bile sansür koyduğu gibi; Timur da yazarlara, "Büktel" ve "Bulunmaz" kelimelerini yasakladı. Artık, tiyatrom.com’da, yalnızca, günümüzün Abdülhamid'i Timur’un sıkıyönetim kurallarına itaat eden yazarlar, "Büktel" ve "Bulunmaz" sözcüklerini zinhar ağızlarına almayanlar, yazı yayınlayabilecek. Diğerleri hiç kusura bakmasın!

İşte günümüzün Abdülhamid'i Timur'un, "Bulunmaz" ve "Büktel"e ilişkin sansür fermanı:

“Ama ben Ertuğrul Timur olarak da, Tiyatrom.com sahibi ve editörü olarak da ‘Ben sıkı bir sansürcü olarak’ bundan sonra asla ve asla tek bir satırla bile Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve Burak Caney adlarını bu sitede geçirmeyeceğim sizlerin de bu kişilere yada onlarla ilgili konulara ilişkin yazılarınıza asla link yada yer vermeyeceğim buradan kamuoyu önünde ilan ediyorum lütfen bu konuda bundan sonra teklifte bile bulunmayınız."

(Kaynak: A. Ertuğrul Timur; KİRLENEN İNTERNET DEĞİL, BU ONLARIN KENDİ KİRLİLİĞİ...)

(NOT: Ertuğrul Timur, yukarıda linkini verdiğimiz "Kirlenen internet değil, bu o insanların kendi beyin ve söz kirliliği" başlıklı yazısını sitesinin arşivinden silip yok ederek sansür ettiği için, Hilmi Bulunmaz, söz konusu yazıyı, archive.org adlı uluslararası sitede arayıp buldu ve yayınladı. Timur'un yazısının tamamını okumak için, lütfen TIKLAYINIZ!)

GÜNCELLEME: Yukarıda okuduğunuz üzere, Timur, tiyatrom.com adlı sitesinde, Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve (güya) Burak Caney isimlerini "asla ve asla tek bir satırla bile" geçirmeyeceğini söylemişti. Gelin görün ki, Bulunmaz ve Büktel'e karşı sansür uygulamasını bugüne dek (31 Ocak 2008) kararlılıkla sürdürmüş olan Timur; nedense, Burak Caney ismine sansür uygulamakta aynı kararlılığı göstermedi. Sansürcü Timur, yukarıda aktardığımız sansür ilanından birkaç gün sonra, sitesinde Burak Caney'in "adını geçirmekle" kalmayıp; bu adın bir takma ad olduğunu bile bile, Burak Caney adının ardında saklanan korkak yaratığın (bir tür telefon sapığının) sitesine link vererek, "kalleşliği", "sapıklığı", yalanı ve iftirayı desteklemekten de çekinmedi.

Oysa Burak Caney sitesinin nasıl bir lağım ve Burak Caney'in nasıl bir lağım sıçanı olduğu, Burak Caney sitesindeki yalan ve iftiraların yalnızca başlıklarına ve fotomontaj sahtekarlıklarına göz atan herkesin, ilk bakışta fark ettiği bir olgudur. Burak Caney sitesine pek çok defa link verdik (Bakınız: "Burak Caney yazıları") Ama Burak Caney, takma isim ardına saklanmış olmanın güvencesi içinde rezil olma riskini bertaraf ettiği için, sansür ve dezenformasyon (hele de dezenformasyon)konusunda, Timur ve Demirkanlı gibi rezil sansürcülerden bile çok daha öteye gidip, çok daha rahat davranabilmiş ve yayınladığı onlarca iftirayı ve fotomontaj sapıklıklarını, biz link verdiğimiz anda sitesinden silerek linklerimizi boşa çıkarabilmiştir. (Bakınız: "Burak Caney yazıları" Not: Linkini verdiğimiz bu sayfamızda, Burak Caney'in sonradan sildiği ama Hilmi Bulunmaz tarafından önceden kaydedilmiş olduğu için yok edemediği fotomontaj kepazeliklerine de bir link bulacaksınız.) O nedenle, hiçbir zaman muhatap almadığımız Burak Caney'in, ismiyle cismiyle açıkta duran Büktel ve Bulunmaz'a karşı, korkakça saklanarak, "sütre gerisinden" yaptığı "cesurca" saldırılarla çoktan beri ilgilenmiyoruz. İlgilendiğimiz bir yazıyı biz ilgilendiğimiz zaman silivermeyeceklerinden emin olamadığımız için, o siteye artık link de vermiyoruz.

Ama Timur, güya pornoya karşı çıkma bahanesiyle, bir kez daha tükürdüğünü yalıyor; bir hakikat fanatiği olan Büktel'i bile sansür etmeye devam ederken; "adım Burak" demesine bile inanılmaması gereken Burak Caney'i sansür etmekten vazgeçiyor. Caney'i sansür etmek konusunda kendi koyduğu kendi kuralını kendisi çiğneyerek, okurlarına pornodan beter bir lağım olan Burak Caney sitesini övüyor ve o lağıma, hem de ana sayfadan, link veriyor: İşte ispatı: "Kişisel bir site olarak tanınan Burak Caney'e ait TiyatrOOyun sitesi önemli bir gerçeği gözler önüne serdi." Bakınız: "Sanat Sitelerinden Porno ve Erotizme Geçit Yok!" .

GÜNCELLEME (13 Aralık 2007) VE BİR LİNK: Hilmi Bulunmaz, bu küçük yazımıza link verirken yazdığı anonsta, A. Ertuğrul Timur'u "3. Abdülhamid" olarak vaftiz etmiş. Buluş çok hoşuma gitti. Bulunmaz'ın anonsunu okumak için, lütfen  TIKLAYINIZ!

GÜNCELLEME: 31 Ocak 2008: Sansürcü Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid), işine öyle geldiği zaman, sitesinde yayınladığı bazı  yazıları (hatta tepki gören kendi yazılarını bile) sitesinin arşivinden silip yok etmekte, yani tükürdüğünü yalamakta sakınca görmüyor. Yukarıda linkini verdiğimiz KİRLENEN İNTERNET DEĞİL, BU ONLARIN KENDİ KİRLİLİĞİ... başlıklı yazısı, Timur'un, kedi pisliğini örter gibi silerek örtbas ettiği yazılarından biri olmuş. Linki tıkladığınızda artık "sayfa bulunamıyor". Umarım, bu güncellemeden sonra, Timur, yeni bir zikzak çizerek, yazıyı yeniden yayına koyar.

(NOT: Ertuğrul Timur, yukarıda linkini verdiğimiz "Kirlenen internet değil, bu o insanların kendi beyin ve söz kirliliği" başlıklı yazısını sitesinin arşivinden silip yok ederek sansür ettiği için, Hilmi Bulunmaz, söz konusu yazıyı, archive.org adlı uluslararası sitede arayıp buldu ve yayınladı. Timur'un yazısının tamamını okumak için, lütfen TIKLAYINIZ!)

 

—————————————

Ertuğrul Timur'u sansürlemişler

SANSÜRCÜLERİN BİLE                 SANSÜRLENMESİNE KARŞIYIM!

Ertuğrul Timur, diğer tüm tiyatro sitelerimizin sahipleri gibi, "Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı"nı, "Çığ skandalı"nı, "Omurgasızlar skandalı"nı, "Ölüleri Gömün skandalı"nı görmezden gelen, okurlarından gizleyen bir sansürcüdür. Ama ben, onun bile sansürlenmesine karşı olduğum için, eğer Timur'un sansürlendiği konusundaki iddiaları doğruysa, mail grup moderatörlerini sansürcülerden oluşturduğu için, Ufuk Uras'ı kınıyorum. Eğer Timur'un sansürlendiği iddiası doğru değilse, sayın Uras'tan açıklama bekliyorum.

Durum açıklık kazanıncaya dek, ortadaki tek beyanı (Timur'unkini) doğru sayıyor ve sansürlenen Timur'a destek vermek adına, Timur'un, Uras ekibince sansürlendiğini iddia ettiği metnini, burada aynen yayınlayarak, okurlarımızın dikkatine sunuyorum. İşte (kendinden başkalarının sansür yapma hakkını tanımayan, kendi yaptığı sansürden başka tüm sansürlere kahramanca karşı çıkan, sansür yapmanın yalnızca kendi hakkı olduğuna inanan) sansürcü Timur'un sansürlenen metni:

Ortak sol seçmende çatlak ve sol sansürcüler işbaşında!
Ufuk Uras mail grup moderatörleri sansürcülüğe başladı!!!
Bazı mailler moderatörler tarafından grup üyelerine gönderilmiyor. Mail grup üyesi olarak yazılan mailleri almaktayım, okumaktayım; ama benim maillerim gruba gönderilmemekte. En son aşağıda okuyacağınız sansürlendi.
Bir sol grupta sansürcülüğün hiç bir mazeretini kabul edemiyorum. Biz generallerin darbesinde susmadık 2 moderatörün sansürüyle mi susturulacağız? Bu sansürlemeler suskunluğu değil; tersi farklı zeminlerde sesimizi yükseltmeyi getirir ki, bu da olumlu bir durum olmasa gerek. Sansürcü moderatörlere karşı özgürce tartışmak üzere, herkesi bu alana davet etmekteyiz.

ORTAK SOL SEÇMENDE İLK ÇATLAK: URAS - DTP İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI? VE DTP'YE BAKIŞTA FARKLILIKLAR ÜZERİNE GRUBA YAZDIĞIM VE SANSÜRLENEN E-MAİLİM;

Görülen şudur ki Ufuk Uras yada ortak sol aday konusunda bir araya gelenler, belli konularda henüz ortak politika geliştirememiş.
Örneğin bir arkadaşımız Ufuk Uras'ın seçilen DTP'lilerle birlikte mücadele etmesi gerektiğini öne sürerken, bir diğeri DTP'lileri Kürt milliyetçiliğiyle nitelemekte. Bir başkası ise "ezilen halkların milliyetçisi mi?" olur diyerek; DTP'li herkesi doğal yoldaşları saymakta. Konuya gerçek bir sosyalist gibi, yani sınıfsal bakılmaktan vazgeçildiğinden beri, Kürt konusu ve daha bir çok konuda ne diyeceğimizi, nasıl tavır alacağımızı şaşırmış durumdayız arkadaşlar.
PKK (yada DTP farketmez) sınıfsal mı yaklaşıyor? DTP'li adaylar içinde işadamı da vardır. İşadamı da Ufuk Uras'ın yada bizim yoldaşımız mıdır? Daha önce Kürt hareketinden çıkanlar Fazilet Partisi yada SHP ile işbirliği ile meclise, yada belediyeye girmemiş midir? Amerika'yla ilişkileri iddia edilirken, PKK (yada DTP)'den Amerikan emperyalizmine karşı bir tek açıklama yapılmış mıdır? Önder imamları ile bugün PKK'nın geldiği nokta, soldan çok uzak, sadece ve sadece bir Kürtçülük mücadelesi değil midir? Kürt köylüsünün, işçisinin çıkarıyla, Kürt ağasının, işadamının çıkarını aynı savaşta, mücadelede birleştirebilmiş bir hareket, sınıf hareketi yada sosyalist olabilir mi? Ezilen halkların milliyetçi yada ırkçı olamayacağını kim söylemiş? En ezilen halklardan, Musevi halkların tarihte milliyetçi, etnik kökenci girişimleri de mi hatırlanmıyor? Ezilen halkların bağımsızlık mücadelesi yada karşı mücadelesi eşittir; sosyalizm demek değildir. PKK (yada DTP) siyasal kimliğini net koyup, gerici güçlerle yada düzen partileriyle işbirliğinin özeleştirisini vermeden, iddialara karşı Amerikan emperyalizmine karşı somut bir açıklama getirmeden, kim onları sosyalistlerin kucaklamasını bekleyebilir?
Ufuk Uras'ın karşısına rakip çıkarmadılar diye şükran duyup, bu sol hareketi yada meclise giren biricik ortak sol adayı DTP' nin minnetine mi terkedeceğiz?
Ertuğrul Timur 25.07.2007 21:07:12

 

—————————————

 

Timur ve Demirkanlı, Bulunmaz'ı cevapladı

YAVUZ HIRSIZ!

Timur ve Demirkanlı, tiyatrom.com'da yayınladıkları  birer  yazıyla Bulunmaz'a cevap verdiler. Okurlar arasında Demirkanlı'dan, "Alın Size kanıt!" başlıklı bomba gibi bir  cevap yazısı bekleyenler, Demirkanlı'nın Bulunmaz'a "Kanıt istiyordun, işte kanıt!... Şimdi sözünü tutup bundan böyle benim dergimin her sayısından 100 taneyi üst fiyatından almanı bekliyorum. Bu sözünü tutmazsan, alçak, yalancı ve şerefsizsin!" diyeceğini uman saf insanlar varsa, onlara kötü haber: Hayal kırıklığına uğrayacaklar.

Demirkanlı, hiç öyle şeyler söylemiyor. O daha çok yavuz hırsız taktiği uygulayıp, (Hilmi Bulunmaz'a yalanı için hesap vermek yerine) sanki (yazısının tümüne dayanak yaptığı konuda) yalancı çıkmış olmak, utanılacak bir şey değilmiş gibi, hiç önemli değilmiş gibi bir tavır takınarak; büyük bir pişkinlikle konuyu değiştirip, bambaşka bir telden çalarak; Hilmi'ye, "Polis senin tiyatronu ne zaman bastı, lütfen açıklar mısın?" mealinde bir soruyu, sanki çok kazık bir soruymuş gibi, otuz kere tekrarlayarak, soruyor. Yakalanan son yalanı için kendisi  Bulunmaz'a hesap vereceğine, özür dileyeceğine, konuyu değiştirip Bulunmaz'dan hesap soruyor. Utanmazlığın, ucuz kurnazlığın bu kadarı, eminiz ki, midesizlerden başka herkesin midesini bulandırıyor.

Bize gönderilmediği halde her iki yazıyı da, sitemizde kendi mizanpajımızla  yayınlayacağız. Kiramızı  öder ödemez ilk işimiz bu olacak! Ama o kadar beklemek istemeyenler için, Timur ve Demirkanlı'nın tiyatrom.com'daki söz konusu yazılarına link veriyoruz:

Ertuğrul Timur, SAYIN HİLMİ BULUNMAZ'A KISA BİR YANIT

Mustafa Demirkanlı, VEKALET DÖNEMİ

Güncelleme 4 Ocak 2008: tiyatrom.com'da çıkmış olan yukarıdaki iki yazının da linkleri artık çalışmıyor. tiyatrom.com sahibi A. Ertuğrul Timur (nam-ı diğer 3. Abdülhamid),  kendine de sansür uygulayıp tükürdüğünü yalamış ve yukarıdaki iki yazıyı sitesinden silip atmış. Yazıların, coskunbuktel.com'daki sayfalarına ulaşmak için, lütfen tıklayınız:

Timur, "Sayın Hilmi Bulunmaz'a Kısa Bir Yanıt"

Demirkanlı, "Vekalet Dönemi"

 

—————————————

 

Sansürcü Timur'un akılsız ve ahlaksız ittifakları

tiyatrom.com, Demirkanlı'nın yeni yalanlarını, "Büktel'e karşı olduktan sonra her türlü yalanın başımın üstünde yeri var" dercesine, bağrına basıp ana sayfasının baş köşesine koydu

Coşkun Büktel

Türkiye'nin en fazla izlenen tiyatro sitelerinin, kendilerini dezenformasyon misyonuna adamış olmaları; hakikate sahip çıkan insanları karalamak ve hoşlanmadıkları  gerçekleri örtbas etmek için her gün binlerce genç okuru yalanlarla zehirliyor olmaları; ne yazık ki, o sitelerden tanıtım ya da propaganda amacıyla yararlanan (ve kendilerini "muhalif" olarak tanımladıkları halde, aslında haklıdan yana olmaya asla cüret edememiş ve her zaman güçlüden yana tavır göstermiş; hem suçlu hem güçlülere karşı "açıkça, mertçe, Türkçe, netçe" mücadele etmek riskine asla girmemiş ve muhalefet yapıyorum diye hiçbir risk taşımayan vıdı vıdılarla vakit geçirmiş) tiyatro insanlarımızın umurunda değil.

Çünkü tiyatro insanlarımız adalet duygusuna sahip değil. Bize göre, adalet duygusu bir sanatçıyı sanatçı kılan olmazsa olmazların başında geldiği için de; bize göre tiyatrocularımız sanatçı değil. (Tiyatrocularımızın yalnızca etik kıstaslardan değil, estetik kıstaslardan da sınıfta kaldığını eleştiri kitaplarımızda  "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları", "Yönetmen Tiyatrosuna Karşı" ve internet yazılarımızda yer alan yüzlerce somut kanıtla zaten belgeledik.)

Tiyatro insanlarımızın, hakikate sahip çıkma bahsinde böylesine "defolu" karakterler sergilemesi ve ahlak dışı, pragmatist bir tavır benimsemesi; kendilerini ahlak ve adalet gibi kavramlarla sınırlamaya zaten gerek görmeyen ve "ticaretine bakan" site sahiplerinin elini fazlasıyla güçlendiriyor. Menfaatlerini azınlığın yanında değil, çoğunluğun yanında gören bu ticaret erbabı, ülkemizde hakikatin hep yalnız kaldığını, örgütlenemediğini fark ettikleri için, çoğunluğun desteklediği yalanlardan yana olmayı daha rantabl buluyor. tiyatrom.com sahibi A. Ertuğrul Timur da, bu ticaret erbabının sıradan bir örneği.

"Yaşasın Sansür" başlığının yaratıcısı olan Timur'u sansürcü tutumu nedeniyle daha önce de bir çok kez eleştirmiş ve kendisiyle polemiğe de girmiştik. (Bakınız: "Yaşasın Sansür" Skandalı.) Timur, sansür, tahrifat, saptırma, dezenformasyon gibi yöntemlere kolayca başvuran bir şahıs olmasına rağmen, kolayca yalan söyleyebilen biri değildir. Hele Mustafa Demirkanlı gibi bir yalan makinesi olmayı göze alabilecek kadar gözü kara hiç değildir. Çok fazla mecbur kalmadıkça, Timur, Demirkanlı yalanları gibi apaçık somut yalanlar söylemeyi tercih etmez. Bünyesinde hâlâ kirlenmedik insani bir şeyler kalmış olması yüzünden yalanı bir yöntem olarak benimsemeyi hâlâ beceremiyor olsa da; enteresandır, bizim Timur, yalancılarla ittifak kurmayı öteden beri kolayca becermekte, yalancıları desteklemekte hiç sakınca görmemektedir. Bu, onun (kendisini fıkra lazına benzetmemize neden olan) tuhaflıklarından biri olsa gerektir; Timur, herhalde, fıkra lazı kurnazlğıyla, yalanı ve yalancıyı desteklemenin yalan söylemekten daha az vahim bir tutum olduğunu zannetmektedir.

Şu an itibariyle 21 rakamına ulaşmış olan "Demirkanlı Yalanları Sergisi"ne zaman zaman link verdiğimiz için, bu sitenin okurları, Demirkanlı yalanlarının ne kadar somut birer gerçek olduğunu ve 21 yalanından herhangi birini kanıtlaması halinde Hilmi Bulunmaz'ın Demirkanlı'ya Limousine vereceğini ve "vermezsem adiyim, kanıtlamazsa Demirkanlı adidir" dediğini biliyorlar. Demirkanlı'nın bu yalan sergisini haftalardır çaresizce ve sessizce izlediğini biliyorlar. Bu yalanlara karşı verilecek cevabı olan dürüst bir insanın daha en başında tepki göstereceğini ve o cevabı vereceğini biliyorlar.

Demirkanlı ancak haftalar sonra, rakam yirmiye dayandıktan sonra nihayet tepki verdi ama cevap veremedi. Çünkü aynı yalanları bir kez daha tekrarlamak o yalanlara cevap vermek anlamına gelmiyor. O yalanları gerçek kılmıyor. Demirkanlı bunun farkında olduğu için, haddini bilmiş ve Bulunmaz'ın yakasına yapışmaya, "ya Limousine'i verirsin, ya da adisin!" iddiasında bulunmaya kalkışmamış. Sadece, kimsenin anlamayacağı karmakarışık cümleler kurarak "Demirkanlı Yalanları Sergisi"ne cevap verir gibi yapmış. "Onca yalanın sergilendiği halde bir tekine bile cevap verememiş olmaktan utanmıyor musun?" diye soranlara "ben cevabımı verdim" diyebilmek için; yeni yeni yalanlarla mürekkep balığı gibi mürekkep salarak, somut gerçekleri bulanık hale getirmeye çalışmış.

Ve bizim Timur, Demirkanlı'yı bu dezenformasyon çabasında da yalnız bırakmamış. Aylar önce iftiracı Özdemir Nutku'nun iftirasını desteklediği gibi, Timur, bugün de yalan makinesi Mustafa Demirkanlı'nın yalanlarını  destekliyor.

Demirkanlı ki daha önce bir yazısının başlığında gerçekleri "yalanlar" olarak adlandırmaktan çekinmemişti (Bakınız: "Yalan 21") o her zamanki geleneksel utanmazlığıyla bir kez daha gerçekleri ters yüz ederek, yazısının başlığında bu defa da yalanları "gerçekler" olarak adlandırıyor. (Bakınız: Demirkanlı, "İnternet kirliliği, hakaretler ve gerçekler...")

Ve Coşkun Büktel'in "açıkça, mertçe, Türkçe, netçe" olarak, gayet "anlaşılır" bir dille açıkladığı belgeli hakikatlere asla itibar etmemiş olan A. Ertuğrul Timur; Demirkanlı'nın "gerçekler" adını verdiği (ve açıklamaktan çok örtbas etmeye yarayan bulanık cümlelerle kompoze ettiği) yeni yalanlarını, "başımın üstünde yeri var" diyerek, sitesinin baş köşesine yerleştiriyor. Okurlarını yalanlar konusunda uyarmaya gerek görmeden... Başka sitelerde yer alan karşı görüşlere link vermeyi asla düşünmeden... Tek yanlı enformasyonla (yalanlarla) okurları zehirlemekte hiç tereddüt etmeden, hiç utanma hissetmeden...

Aşağıda, Timur'un ana sayfasına link veriyoruz. Şu anda baş köşeye Mustafa Demirkanlı'nın (diğer yazarlardan iki kat daha büyük) bir fotoğrafı konarak yazısına link verilmiş. Daha sonra neler olur bilemiyoruz.

www.tiyatrom.com

Coşkun Büktel / 5 Aralık 2007

 

—————————————

Demirkanlı, Timur ve Kaya, Burak Caney denen piçi bizim kapımızın önüne bırakmaya çalışıyorlar

BAŞKA KAPIYA!...

Timur'un Demirkanlı yalanlarına verdiği desteği yazmıştık. (Bakınız: Büktel, "Timur'un akılsız ve ahlaksız ittifakları".) Timur şimdi de, Türk tiyatro tarihini 1907'de başlatan ve   Shakespeare'in kaçıncı yüzyılda yaşadığını bile bilmediği halde "İngiltere basınında yazan ilk Türk tiyatro eleştirmeni" olmakla övünen Yaşam Kaya'yı destekliyor. Büktel ve Bulunmaz'a karşı Demirkanlı ve Kaya ile ittifak kurup, kendi cevap yazısını, Demirkanlı ve Kaya'nın cevap yazılarıyla aynı çerçevede ve "Tiyatro Yayıncılarından Ortak Ses" başlığı altında sitesinin (tiyatrom.com) baş köşesinden anons ediyor.

Kaynak: "Temiz Tiyatro Temiz Yayıncılık" (Kaya), "Kirlenen İnternet Değil, Bu O İnsanların Kendi Beyin ve Söz Kirliliği" (Timur) ve "İnternet kirliliği, hakaretler ve gerçekler..." (Demirkanlı)

Bilindiği üzere, Büktel, pazarlama başarılarıyla övünen Yaşam Kaya'nın cehaletini, Kaya'nın kendi sözleriyle belgelemişti. (Bakınız: Büktel, "Yaşam Kaya, 'İngiltere basınında yazan ilk Türk tiyatro eleştirmeni' olmakla övünüyor.") Tiyatro sanatıyla ilgili olarak en kaba bir tarihsel perspektiften yoksun olan Yaşam Kaya ise, Büktel'e karşı yazdığı cevap yazısında ("Temiz Tiyatro Temiz Yayıncılık"), hiçbir şeyi belgelemeye gerek duymadan, Büktel'i düzeysizlikle suçluyor. 

Kaya'nın hatalarını düzeltip Shakespeare'in kaçıncı yüzyılda doğduğunu ve Türk tiyatrosunun kaçıncı yüzyılda başladığını kendisine hatırlattığı için Büktel'e teşekkür etmek ya da hataları için okurlardan özür dilemek gereğini duymayan "düzeyli" eleştirmen Yaşam Kaya, Büktel'e artık saygısının kalmadığını söylüyor. Ve tabii, cevap yazısında, cevaplaması gereken asıl konulardan (Shakespeare'in yaşadığı yüzyıl ve Türk tiyatro tarihinin başladığı yüzyıl hakkında yaptığı yanlışlardan) zinhar söz etmiyor. Kaya düzeltme için Büktel'e teşekkür etmek zorunda kalmasın ve okurlar Kaya'nın yaptığı yanlışların farkına varmasın diye, Kaya'nın röportajında yer alan somut yanlışlar ("İngilizler, 1400’lü yıllarda Shakespeare’ in çıkışı dünyayı sarsmıştır. İngiliz tiyatrosu 400 yıllık bir tarihe sahiptir fakat Türk tiyatrosu daha 100 yıllık bir süreci kapsar. İlk başlangıcı Şinasi’nin Şair Evlenmesi’dir.") bugün (7 Aralık 2007) itibariyle bile hâlâ, fıkra lazı inadıyla, düzeltilmeden bırakılıyor. Okurların somut yanlışlarla dezenforme edilmesine, internette bilgi kirliliği yaratılmasına hiçbiri aldırmıyor.  

Demirkanlı / Timur / Kaya üçlüsü, "Temiz Tiyatro Temiz Yayıncılık" (Kaya), "Kirlenen İnternet Değil, Bu O İnsanların Kendi Beyin ve Söz Kirliliği" (Timur) ve "İnternet Kirliliği, Hakaretler ve Gerçekler..." (Demirkanlı) başlıklı yazıları, "Tiyatro Yayıncılarından Ortak Ses" üst başlığı altında yayınlamakla; yani sürekli olarak "temiz yayıncılık", "temiz yayıncılık", "temiz yayıncılık" diye bağırıp durmakla; kendilerine dair  açıkladığımız (somut olgularla kanıtlanmış) kirli gerçekleri  örtbas edebileceklerini düşünüyorlar.

Hoşlanmadıkları gerçekleri devekuşları gibi görmezden gelmeyi, sansür etmeyi, okurlara "temiz yayıncılık" diye yutturmaya kalkışan bu cahil ama "seviyeli" üç kafadar; bugüne dek Bulunmaz ve Büktel'e Demirkanlı yöntemleriyle çamur atmasından başka hayat belirtisi görülmemiş olan Burak Caney'i de (o arada el çabukluğu marifetiyle) Büktel ve Bulunmaz'a yamıyor; Burak Caney'in ne işle uğraştığını bilen okurların zekâsına küfretmiş olmaya aldırmaksızın, Burak Caney'i Büktel ve Bulunmaz'ın arkadaşı (hatta Bulunmaz'ın ta kendisi) ilan edecek düzeye kadar alçalıyorlar. (Bakınız: Timur, "Kirlenen İnternet Değil, Bu O İnsanların Kendi Beyin ve Söz Kirliliği".) Yani "temiz yayıncılık", "temiz yayıncılık" diye diye, sansürün en kirli yöntemleriyle okurları  dezenforme etmekte sakınca görmedikleri gibi; "düzey", "düzey" diyerek, çirkefliğin en dip düzeyine varmakta da sakınca görmüyorlar.

Burak Caney diye biri cismen yoktur. Burak Caney, yalnızca söylediklerinden ibarettir ve Demirkanlı / Timur / Kaya üçlüsü ne söylüyorsa Burak Caney de onu söylemektedir. Aradaki fark özde değil, yalnızca biçimdedir. Burak Caney,(adını gizlemenin rahatlığıyla) Demirkanlı / Timur / Kaya üçlüsünün söylediklerini onlardan daha rahat (iğrenç) bir üslupla söylemekte; özellikle Demirkanlı'nın iğrenç yöntemlerini kullanarak, Büktel ve Bulunmaz hakkında aslı astarı kanıtı olmayan kasıtlı yalanlar yaymakta; böylelikle, Büktel ve Bulunmaz'ın, Demirkanlı / Timur / Kaya gibi "temiz yayıncılar" hakkında  açıkladığı kirli gerçekleri örtbas etmeye, kendi halince, çabalamaktadır. Caney bu çabasında başarılı olabilseydi, Demirkanlı / Timur/ Kaya üçlüsü, bugün onu bir piç gibi önüne bırakacakları bir kapı arıyor olmayacaklardı.

Ama Caney denen piçlerini bizim kapımıza bırakamazlar. Caney'in yaptıkları ve kiminle uğraştığı kabak gibi ortadayken, Demirkanlı / Timur/ Kaya üçlüsünün, insanları Burak Caney'in kimliği ve aidiyeti konusunda yanıltmaya, onu Büktel ve Bulunmaz'ın kapısına bırakıp Büktel ve Bulunmaz'ı onun düzeyiyle suçlamaya kalkışmaları, umutsuz bir kurnazlıktır. Başaramazlar. Kimseyi inandıramazlar. Piçlerini bizim kapımıza bırakamazlar...

Başka kapıya!...

Coşkun Büktel / 7 Aralık 2007

 

—————————————

 

Kendisini "süt banyosunda yüzüyor" zanneden ve sahibi olduğu sitede, "Tiyatro dünyası bokun içinde yüzüyor" diye, klozet resimli manşet atan

A. Ertuğrul Timur, yalan, sansür ve dezenformasyon içinde yüzmekte ve okurlarını eşek yerine koymakta hiç sakınca görmüyor.

 

Timur, denize düşenin yılana sarıldığı gibi, dostu Mustafa Demirkanlı'nın defalarca deşifre ettiğimiz en iğrenç dezenformasyon yöntemlerine sarılarak; elmalarla armutları bilinçli biçimde, "kasten" karıştırıyor; böylelikle okurları aldatmaya ve okurları aldatmaktan medet uman  bir sansürcü olduğu gerçeğini örtbas etmeye çalışıyor.

Feridun Çetinkaya'nın, sansür karşıtı yazısı ("Ben Sana 'Tiyatrocu Olamazsın' Demedim...") belli ki, Timur'u çok etkilemiş ve Timur, Çetinkaya'yı dolaylı olarak da olsa cevaplamaktan kendini alamamış. Timur, Coşkun Büktel'in cevap hakkını niçin tanımadığını, Büktel'in cevap yazısını (Büktel daha yazıyı yazmadan önce) niçin sansür ettiğini (Büktel'in cevap yazısını yayınlamayacağını daha baştan niçin ilan ettiğini) açıklamaya, elbette ki, yanaşmıyor. Timur, Çetinkaya'ya dolaylı biçimde cevap verdiği yazısında, sansür suçunu mazur gösterme amacıyla, yine yalan ve dezenformasyon yöntemine sarılıyor. Şöyle yapıyor:

Büktel'i sansür etmesinin ne kadar haklı olduğunu kanıtlamak üzere, sansür ettiği bir Hilmi Bulunmaz yazısından, hakaret içerikli bazı ifadeleri cımbızlayarak, sansüre karşı yazı yazmış  olan  Irmak ve Çetinkaya'ya  soruyor:

"sayın Coşkun Irmak ve Sayın Feridun Çetinkaya'ya ve konuya dahil olmak isteyenlere soruyorum aşağıdaki küfür, hakaret, sövgü dolu satırları siz onaylıyor ve yayınlanmalıydı diyor musunuz?"

Irmak ve Çetinkaya bu soruya ne cevap verirler ya da cevap verirler mi bilemeyiz.  Ama bizim cevabımız şudur:

Bulunmaz'ın "küfür, hakaret, sövgü dolu" olduğu söylenen ve okurların ahlakı bozulmasın diye adı bile belirtilmeyen, linki bile verilmeyen söz konusu yazısı (Bakınız: Hilmi Bulunmaz, "Yalanı Yalanla Örtmek") Timur'un sitesinde yayınlanmış bir Mustafa Demirkanlı yazısına (Bakınız: Demirkanlı, "Vekalet Dönemi") "cevap" olduğuna göre; Bulunmaz'ın cevap hakkı, elbette ki, hiçbir bahaneyle gasp edilmemeli, Bulunmaz'ın "Yalanı Yalanla Örtmek" başlıklı, o "sert ifadeler içeren" ama "dürüst" ve "yalansız" cevap yazısı (tüm demokratik teamüller gereğince) mutlaka yayınlanmalıydı. Çünkü, bir yazıda "yalan"dan daha vahim (okurları daha çok aşağılayan) bir hakaret bulunamaz.

Ama eğer bir yazı, yayınladığınız bir yazıya karşı "cevap yazısıysa", yalan bile içerse, o yazıyı yayınlamalı, eğer gerekiyorsa (yalanlar "inandırıcı" yalanlarsa)cevabını vererek okurlarınızı o yalanlara karşı uyarmalısınız. Aleyhinde bir şeyler yayınladığınız bir insanın "cevap hakkını" hiçbir bahaneyle gasp etmemelisiniz. Hangi bahaneyle olursa olsun, bir insanın "cevap hakkını" gasp ediyorsanız, o insanın konuşmasından korkuyorsunuz demektir. Boğazınıza kadar boka batmışşınız demektir.

Ben, Demirkanlı'nın "Kıvırtma Coşkun" başlıklı saçma sapan cevap yazısını bile, ana sayfadan anonsunu yaparak ve özenli bir sayfa düzeniyle yayınlamıştım. Çünkü Demirkanlı'nın ya da herhangi bir başkasının yazdıklarından korkmak için hiçbir nedenim yok.

Timur, Bulunmaz'ın yazısını, o "küfür, hakaret, sövgü dolu" ifadelerin okuyucu ahlakını bozmasından korktuğu için sansür etmiş değildi. Bulunmaz'ın yazısında Timur'u asıl rahatsız eden şey, Bulunmaz'ın Timur'a da yönelmiş "yalanlanamaz" eleştirileriydi.  (Bakınız: Hilmi Bulunmaz, "Yalanı Yalanla Örtmek".)

Ama Timur, sansürün asıl nedenini, okurlarına elbette söylemiyor; sansüre bahane olarak, yazıdaki (muhatabın yüzde yüz hak ettiği) "küfür, hakaret, sövgü dolu" ifadeleri sıralıyor. Timur, okurlardan yalnızca sansürün asıl nedenini saklıyor değil; kimse okuyamasın diye Bulunmaz'ın yazısının (Bakınız: Hilmi Bulunmaz, "Yalanı Yalanla Örtmek") adını ve linkini de saklıyor. Hatta sansür ettiği bu Bulunmaz yazısının bir "cevap yazısı" olduğunu da okurlarına asla söylemiyor. Hatta hatta, cımbızlayarak alıntılanmış o "küfür, hakaret, sövgü dolu" ifadeleri içeren bu yazının, Hilmi Bulunmaz tarafından yazıldığını bile söylemiyor.

Timur, Büktel'i niçin sansür ettiğini, Büktel'den alıntı yaparak açıklamak yerine, Bulunmaz'dan alıntı yaparak açıklıyor ama alıntıladığı "küfür, hakaret, sövgü dolu" ifadelerin kime ait olduğunu okurlarına açıklamıyor. Elmalarla armutları bilinçli biçimde, "kasten" karıştırarak okurları dezenforme etmek (aldatmak, eşek yerine koymak) Timur'un "ağabeyi" Mustafa Demirkanlı'nın da sık başvurduğu bir yöntemdir. (Bakınız: "Büktel/Demirkanlı polemik" dosyamız ve özellikle, Feridun Çetinkaya'nın “Mustafa Demirkanlı ‘İlkel ve İğrenç’ Olmaya Devam Ediyor!” başlıklı yazısı.) 

Timur, Büktel'in "daha yazılmamış" cevap yazısını niçin sansür ettiğini, Bulunmaz'ın "küfür, hakaret, sövgü dolu" ifadeleriyle açıklamaya çalışırken, o ifadelerin Büktel'e değil Bulunmaz'a ait olduğunu neden belirtmiyor? Çünkü Timur, ağabeyi Demirkanlı'nın "ilkel ve iğrenç" yöntemlerini kullanarak (elmalarla armutları "kasten" karıştırıp, okurları dezenforme ederek, aldatarak, eşek yerine koyarak) Büktel'i sansür etmekte ne kadar haklı olduğunu bir güzel "ispat etmiş" olacağını düşünüyor. Yatsıdan sonra neler olacağını, Büktel cevap yazınca ne durumda kalacağını ise düşünemiyor. "Büktel'in cevap yazısını sansürleyiveririm, olur biter" sanıyor. Sansürcülüğünü sansürle örtbas edebileceğine güveniyor. Büktel'le polemiğe giren "herkes" gibi, Timur da ancak sansürden medet umuyor.

Kısacası:

"Tiyatro dünyası bokun içinde yüzüyor" diye sitesinin ana sayfasında manşet atan sansürcü Timur, bizzat kendisi gırtlağına kadar boka battığı halde, "süt banyosu" yapmaktaymış gibi pişkin bir tavırla, okurlarını eşek yerine koymaya dolu dizgin devam ediyor.

Sansürcü Timur'un, sansür karşıtı Feridun Çetinkaya'ya tepki olarak yazdığı "başlıksız" yazıyı okumak için aşağıda bizim verdiğimiz başlığı tıklayın!

TİMUR'UN DEZENFORMATİF YAZISI

Timur'un, "ahlaklarını korumak için" okurlardan adını ve yazarını bile sakladığı ve link vermeye dahi yanaşmadığı Bulunmaz yazısını da mutlaka okuyup; yazıda Timur'u asıl korkutan şeyin ne olduğunu mutlaka keşfediniz. (Ahlakınızın bozulmayacağını, tersine aydınlanacağınızı, garanti ediyorum):

"YALANI YALANLA ÖRTMEK"

 

—————————————

 

"Yaşasın Sansür!" başlığının mucidi sansürcü Timur'dan yeni vukuat...

Sansüre karşı verdiğimiz onca mücadeleye, belgelediğimiz onca kepazeliğe rağmen; sansürcüler, "hayır, bizi terbiye (tedavi)  edemediniz işte; inadına hâlâ demokrat değiliz işte,  inadına hâlâ aynı kepazeliklerden  vazgeçmiş değiliz işte" dercesine, sansüre ve sansürde bile çifte standart uygulamaya devam ediyorlar.

"Yaşasın Sansür!" sloganının mucidi sansürcü site sahibi A. Ertuğrul Timur, sansür yüzünden uğradığı prestij kayıplarını ya unutmuş olmalı ya da okurların unutmuş olduğuna güveniyor olmalı. Timur, yazdıklarımızdan ders almayı (ders alsa da ders aldığını açıklamayı) inatla reddederek, antidemokratik alışkanlıklarını yılmadan sürdürüyor. Diş geçirebildiği yazarların emek ürünlerine el koyuyor, kendi malıymış gibi, sanki yazının telif hakkını ödemiş gibi, "başka sitede yayınlatmam" diyor; bu ahlaksız tutuma  boyun eğmeyerek yazılarını başka sitelerde de yayınlayan yazarlara (daha doğrusu, o yazarların "bazılarına", daha genç ya da kendince daha "gariban" bulduklarına) ise sansür uyguluyor; o yazarların yazılarını sitesinden kaldırıyor. Kısacası, "Yaşasın Sansür!" başlığının mucidi  Timur, sansür ve dezenformasyon etkinliklerine yılmadan devam ediyor. (Bu arada "Karanlığa karşı ışıkla yürümek" gibi demokratik eylemler, Timur gibi antidemokratik insanlarca desteklendiği için, doğaldır ki, inandırıcı ve başarılı olamıyor.)

Timur yılmadan sansüre devam ettikçe, Hilmi Bulunmaz da yılmadan Timur'u teşhir etmeye ve Timur gibilere, alfabeyi belletir gibi, sansürün melanetini belletmeye devam edecek gibi görünüyor. Bulunmaz'ın teşhir ve tedip yazısını okumak için lütfen aşağıdaki başlığı tıklayınız:

Bu sabah tiyatrom'u tık'ladığımda karşıma acaip bir şey çıktı

 

Sansürcü tiyatro yayıncılarının ortak sesi

Alıntılanan metinlerin kaynağını görmek için, sansürcülerin mavi harfli isimlerini tıklayabilirsiniz.

A. ERTUĞRUL TİMUR (tiyatrom.com)

"Ama tiyatrom'da ne Hilmi Bulunmaz'ın, Ne Coşkun Büktel'in yeri yok tiyatrom'u o seviyeye düşürmem hiç kusura bakmayın. Haa cevap hakkı mı? Siz aylardır sitenizde atmadığınız başlık bırakmadınız ben cevap hakkı falan kullanma gereği duymadım, siz yine sitenizde yazın rahatlayın ille de burada cevap hakkı diyorsanız gidin yasal süreçten geçin cevap hakkı alın gelin!"

MUSTAFA DEMİRKANLI (tiyatrodergisi.com.tr)

"Feridun Çetinkaya ve Coşkun Büktel yanıt haklarını kullanmak isterlerse, şunu bilmeliler ki başvuracakları yer İstanbul Mahkemeleri’dir. Tekzip kararını getirirler ve yanıt hakları sayfalarımızda  yer alır. Biz, Tiyatro Dergisi olarak, ilkel ve iğrenç olmaya devam ediyoruz."

YAŞAM KAYA (tiyatronline.com)

"tiyatro tarihimiz açsından bir çok hamle Tiyatronline sayesinde hayata geçmiştir. Mesela 'ikili polemiklere sayfalarında yer vermemek' tiyatro yayıncılığı adına yapılmış en büyük hamledir." 

 

BERNARD SHAW

"Katletme, sansürün ekstrem biçimidir." 

("Assassination is the extreme form of censorship.") 

(Kaynak: "The Shewing-up of Blanco Posnet" adlı oyununun Önsöz'ünden.)

 

—————————————

 

Karanlığa karşı ışık eylemi ve                     hoşuna gitmeyen gerçekleri görmezden gelme alışkanlığının kör ettikleri

 

4 Kasım "Karanlığa Karşı Işık" yürüyüşüne gitmeyenleri kınamıyor, onları sorumsuzlukla suçlamanın mantıklı olduğuna  inanmıyorum. Buna rağmen, ayağımdaki sorun nüksetmemiş olsaydı, ben gidecektim. En azından gözlem yapmak için.

tiyatrom.com, eylemle ilgili üç yeni yazı yayınlamış. sitenin sahibi A. Ertuğrul Timur'un, Ezgi Besen'in ve Mustafa Demirkanlı'nın yazıları... Her üç yazar da, yürüyüşü düzenlemiş  kurumlardan biri olan TOBAV hakkında, yürüyüşten bir gün önce tekrar gündeme getirdiğim eleştiri yazısını ("Sanata Evet, Büktel'e hayır" diyenlerin hataları yüzünden tiyatromuz "ruhunu" çoktan kaybetti... Şimdi yalnızca "binalarını" kaybediyor.)görmezden gelmekte konsensüs halindeler. (Murat Karasu'nun bir yazısına karşı cevap olan bu yazımı, Karasu'nun yazısını yayınlamış, hatta Gölge Tiyatro gibi "banner"dan lanse etmiş, siteler de görmezden geliyor. Oysa o yazım, "asıl önemli meselenin" ne olduğunu hatırlattığı gibi, Büktel'in öngörülerinin kelimesi kelimesine nasıl gerçekleştiğini de belgeliyor. Ama hoşlanmadıkları gerçekleri görmezden gelme alışkanlığı, insanları zamanla, tüm gerçeklere kör edebiliyor.)

Yine de haklarını yemiş olmayalım: Her üç yazar da, henüz "tüm" gerçeklere kör değiller. TKP'nin hatalarını görebilmişler. Timur ve Demirkanlı çok net cümleler kuramamış olsalar da; Ezgi Besen, orada olmayan tiyatrocuların hukukunu da  savunmak adına, yazısına oldukça net ifadeler yerleştirebilmiş.

Başta Ezgi Besen'inki olmak üzere, her üç yazarın yazısına link veriyoruz:

 

EZGİ BESEN

A. ERTUĞRUL TİMUR

MUSTAFA DEMİRKANLI