
Mimesis, yahut
"tartışma" diye KALLEŞLİĞİN,
"düzeyli/sorumlu yayıncılık" diye
SANSÜRÜN
bayraktarlığını yapan
kasaba
kurnazları
Coşkun Büktel
BİZ SANSÜRCÜ OLMADIĞIMIZA GÖRE, SÖZÜ
ÖNCE MİMESİS'E VERELİM VE MİMESİS'İN YAYINCILIK İLKELERİNİ BİZZAT
MİMESİS'İN KENDİ AĞZINDAN VE ORİJİNAL KAYNAĞA LİNK VEREREK, HİÇ
BUDAMADAN DİNLEYELİM:
“Okuyucu Yorumları” Tartışmaları
Mimesis Sahne Sanatları Portali olarak yaklaşık bir buçuk senedir
sahne sanatları dünyasındaki gelişmeleri sizlerle paylaşmak için
uğraşıyor, kültür-sanat eleştirilerine yer veriyor, çeviri araştırma
faaliyetleri yürütüyor ve katılımcı ve düzeyli bir yayıncılık
anlayışı oluşturmaya çalışıyoruz.
Okurlarımızın da dikkat ettiği üzere köşe yazılarımızın ve bazı
haberlerin alt kısmında kamusal bir tartışma platformu oluşturmak
adına “okuyucu yorumları” bölümü eklemeyi uygun buluyoruz. Amacımız
yayınlanan yazılara yapılacak yorumlarla okuyucunun da katkıda
bulunabileceği bir tartışma zemini sunmaktır. Fakat hakaret,
aşağılama içeren yorumlara seviyeli bir yayıncılık anlayışı adına
yer vermediğimizi belirtmek isteriz.
Yaşam Kaya’nın 12.09.2011 tarihli “ ‘Keşanlı Ali’ Ne Zaman ‘Kürt
Cemali’ Olacak?” başlıklı köşe yazısı önemsediğimiz bir tartışmayı
başlatmıştır. Bu köşe yazısına 20.09.2011 tarihinde Feridun
Çetinkaya tarafından bir yorum girilmiştir. Site editörleri olarak,
bu yorumun ilk paragrafının tartışmalara katkı sunmadığını ve
hakaret içerdiğini düşündüğümüz için, ilgili bölümü budayarak,
yorumun geri kalan bölümünü ise aynen koruyarak yayınlamıştık.
Bunun üzerine yorumun yazarı durum hakkında kendi blogunda bir yazı
kaleme almıştır.
Daha sonra editörler olarak yaptığımız tartışmalarda bir yorumun
hakaret içerse dahi yazan kişiye bilgi vermeden bir kısmının
budanarak yayınlanmasının ilkelerimiz açısından uygunsuz bir
uygulama olduğu kanaatine varmış bulunuyoruz. Söz konusu durumda
yapılması gereken, yazarı bilgilendirip yorumun hakaret içerdiği
takdirde yayınlanamayacağını iletmek olmalıydı.
Düzeyli ve sorumlu bir yayıncılık anlayışı adına okuyuculardan özür
diliyor, bundan sonra benzeri durumlarda daha dikkatli
davranacağımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.
(KAYNAK:
http://mimesis-dergi.org/2011/10/%E2%80%9Cokuyucu-yorumlari%E2%80%9D-tartismalari/
)
MİMESİSÇİLER, FERİDUN ÇETİNKAYA'NIN CEVAP YAZISININ İLK BÖLÜMÜNÜ
HANGİ GEREKÇEYLE BUDAMIŞLAR? ŞU GEREKÇEYLE:
"Site editörleri olarak, bu yorumun ilk
paragrafının tartışmalara katkı sunmadığını ve hakaret içerdiğini
düşündüğümüz için, ilgili bölümü budayarak, yorumun geri kalan
bölümünü ise aynen koruyarak yayınlamıştık."
FERİDUN ÇETİNKAYA YAZISININ "tartışmalara katkı sunmadığı"
VE "hakaret içerdiği" MİMESİSÇİLER TARAFINDAN
İDDİA EDİLEREK "BUDANAN" İLK PARAGRAFI ŞUDUR:
"Yazdığı oyunun kahramanını niye 'Keşanlı Ali' yapmayı tercih etmiş,
niye kahramanına 'Kürt Cemali' demekten kaçınmış diye Haldun Taner
gibi bir yazara seçimlerinin hesabını sorma izansızlığıyla, (25 yıl
önce ölmüş ve bugün kendini savunabilecek durumda olmayan) Haldun
Taner'i 'Beyaz Türk'lük ve 'tarihe ihanet'le suçlayan Yaşam Kaya ile
ona çanak tutan MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan
bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?"
KAYNAK:
http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/11/mimesis-dergisi-cevresini-hala-ciddiye.html
LİNÇ KARŞITI ÇETİNKAYA'NIN YUKARIDAKİ İFADESİNİ "hakaret
içerdiği" GEREKÇESİYLE BUDAYIP SANSÜR EDEREK TÜM LİNÇÇİLERİN
AYNI ZAMANDA "SANSÜRCÜ" DE OLMALARININ BİR RASTLANTI OLMADIĞINI BİR
KEZ DAHA KANITLAMIŞ OLAN MİMESİS'İN "hakaret içerdiğini"
DÜŞÜNMEDİKLERİ İÇİN SANSÜRSÜZ YAYINLADIKLARI BİR METİNDEN DE ÖRNEK
VERELİM ŞİMDİ. LİNÇÇİ ÖMER F. KURHAN, ÇETİNKAYA'NIN "hakaret
içerdiği" GEREKÇESİYLE SANSÜRLENEREK YAYINLANAN YAZISINA
KARŞI, HAKARET İÇERMEDİĞİ İÇİN SANSÜRSÜZ YAYINLANAN "NE ÇETİN
NE KAYA" BAŞLIKLI YAZISINDA ŞUNLARI SANSÜRE MARUZ
KALMAKSIZIN, SERBESTÇE SÖYLEYEBİLİYOR:
(...) Hırçınlık, mecburen akıl fikir düşkünlüğü talep eder. Mesela
Feridun Çetinkaya’nın Mimesis’le ilgili suçlamalarına bakılacak
olursa, en kötüsünden bir yalancı ve dezenformatör olduğu sonucuna
ulaşmak çok kolaydır. Fakat yalan dolanları reel bir kurnazlığın
sonucu olarak değil, akli deformasyonun bir sonucu olarak
uydurmaktadır. Aptallaşma ve aptallık el ele gider. Bu, hırçın ve
simülakr yaşantının bedelidir (...)
(KAYNAK: Mimesis Sahne Sanatları Portali,
http://mimesis-dergi.org/2011/10/%E2%80%9Cokuyucu-yorumlari%E2%80%9D-tartismalari
)
MİMESİSÇE'NİN (KULAĞINI EN KESTİRME YOLDAN TUTMAK YERİNE, KOLUNU
BACAK ARASINDAN GEÇİREREK TUTAN) DOLAYLI, "KIVIRMAYA MÜSAİT", KALLEŞ
İFADELERİYLE BİLE GİZLENEMEYEN BU APAÇIK HAKARETLERİ HAKARET
SAYMADIKLARI HALDE; BU APAÇIK HAKARETLER KARŞISINDA APTALA YATARAK O
HAKARETLERE "YOL VERDİKLERİ" HALDE; HÂLÂ KALKIP DA "Düzeyli ve
sorumlu bir yayıncılık"TAN SÖZ EDEBİLEN BU KALLEŞ KASABA
KURNAZLARI, YAZILARINI (BİZİM ÇOK ÇOK MECBUR KALMADIKÇA KULLANMAYI
AR SAYDIĞIMIZ) YABANCI KAVRAMLARLA TIKA BASA DOLDURARAK İÇERİK VE
AHLÂK YOKSUNLUKLARINI GİZLEYEBİLDİKLERİNİ VE ENTELEKTÜEL GÖRÜNMEYİ
BAŞARABİLDİKKLERİNİ SANAN BU "ÇARIKLI ERKÂN-I HARPLER", BU LİNÇÇİ VE
SANSÜRCÜ VANDALLAR, NE YAPIYORLAR? ŞUNU YAPIYORLAR: LİNÇ KARŞITI
ÇETİNKAYA'NIN ARKASINA GEÇİP ONUN ELİNİ KOLUNU SIMSIKI TUTARAK
ENGELLİYORLAR VE KURHAN'A DİYORLAR Kİ: "TAMAM TUTTUK, HADİ VUR!" VE
KURHAN, BU KONJONKTÜRDE CESARETE GELİP, "MERTÇE" VURUYOR! NASILSA
FERİDUN'UN ELİ KOLU, (SANSÜRÜ VE KALLEŞLİĞİ ENTELEKTÜELLİK SANAN)
MİMESİS VANDALLARI TARAFINDAN ENGELLENİYOR. MİMESİS'E ENTELEKTÜEL
DİYENLER, AT HIRSIZLARINA NE DİYOR, ÇOK MERAK EDİYORUM.
AMA BENİ ÖFKEDEN İSYAN ETTİREN BU İĞRENÇ TABLO, ÇELİK SİNİRLİ
ÇETİNKAYA'NIN SAKİNLİĞİNİ BOZAMIYOR. İŞTE ÇETİNKAYA'NIN, ANCAK KENDİ
SANSÜRSÜZ SİTESİNDE YAYINLAYABİLDİĞİ, BENCE ORANTISIZ YUMUŞAKLIKTAKİ
CEVAP YAZISI:
"Mimesis Dergisi Çevresini Hâlâ Ciddiye
Alan Bir Tiyatro İnsanını Ciddiye Almak Mümkün mü?"
http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/11/mimesis-dergisi-cevresini-hala-ciddiye.html
ÖNEMLİ
NOT: MİMESİS'İN (SUÇLARINI ÖRTBAS ETMEK AMACIYLA
MİMESİS ADIYLA KILIK DEĞİŞTİRMESİNDEN) ÖNCEKİ GÜNAHLARINI, LÜTFEN,
GOOGLE'A ONUN ÖNCEKİ ADINI (İATP-G) YAZARAK ARAŞTIRINIZ!
BONUS:
TOPLUMSAL BELLEK:
Onlar sildi biz kaydettik, kardeşim:
"KENDİ KENDİNİN SANSÜRCÜSÜ BİR KAMBUR"
Hilmi
Bulunmaz Çağlayan'da Adliye önünde
18 Ekim 2011
LİNÇÇİ BARINAĞI
BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ'NDE
KONUŞLANMIŞ LİNÇÇİ
MİMESİS'İN
KIDEMLİ LİNÇÇİ VE İFTİRACISI
ÖMER F. KURHAN;
DÜRÜST VE DOBRA KONUŞARAK LİNÇÇİLERİ
ELEŞTİRMEKTEN BAŞKA SUÇU BULUNMAYAN
HİLMİ BULUNMAZ'A
KARŞI HAKARET DAVASI AÇTI AMA
MAHKEME
KURHAN
GİBİ LİNÇÇİLERİN
"KÜFÜR"
DİYE NİTELEDİĞİ ELEŞTİRİLERİN,
İNCİTİCİ DE OLSA
"KÜFÜR"
DEĞİL,
"ELEŞTİRİ"
OLDUĞUNA KARAR VERDİ.
İŞTE "BERAAT"
KARARININ METNİ:
http://tiyatroyun.blogspot.com/2011/10/oyunun-notu-lincci-omer-faruk-kurhanla.html
FLAŞ! FLAŞ!! FLAŞ!!!
Aşağıdaki flaş haberimiz
üstünden, bir aydan fazla
zaman geçtiği halde, tiyatro
dergilerimizin hiçbiri bu
haberi tek satırla olsun
"görmedi"...
Hilmi Bulunmaz ve Coşkun
Büktel'e karşı açılmış
iftira ve
linç kampanyasını
yayınlayıp destekleyen
tiyatro yayıncılarımız,
linççilerin Hilmi Bulunmaz'a
karşı açtıkları bir sürü
davada, ilk kararın
çıkmasıyla hiç
ilgilenmediler; çünkü
kendileri de linççiydi ve
karar "beraat" idi... Hilmi
Bulunmaz, kendisine karşı
linççilerin açtığı ilk
davadan beraat etmişti...
Gerçek yayıncılar bu kararı
beğenmeseler bile görmezden
gelmez,
linç kampanyasını
nasıl "gördülerse",
Hilmi'nin linççilere karşı
mahkemeden aldığı beraat
kararını da aynen öyle
"görürlerdi". Ama tiyatro
yayıncılarımızın neredeyse
tümü, "gerçek yayıncı" değil
de, sırf devletin tiyatro
kurumlarından reklam adı
altında avanta toplamak
amacıyla yayın yapan
cingözler oldukları için;
(linç edilmesini seve seve
"gördükleri") Hilmi'nin
"beraatini" görmeyi
reddettiler. At
hırsızlarından daha ahlaklı
olmayan bu cingözleri
tiyatro yayıncısı sayarak,
halkın parasını reklam adı
altında onların ceplerine
akıtan (başta
DT genel müdürü Lemi
Bilgin ve İBBŞT genel sanat
yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu
olmak üzere) tüm tiyatro
bürokratlarını lanetliyoruz.
|
Alkaya savunma yapabilir. Utanmazlığa vurup
"fikir değiştirdim, o yüzden yıkıyorum", diyebilir. Zaten Mimesis
lehçesiyle "kıvırma payı" bırakarak, buna yakın şeyler söylüyor.
Mimesis dili bu tür utanmazlıklar için biçilmiş kaftan... Bir şeyi
"temkinli" söylüyorsunuz, tepki gelince, ben öyle demek istememiştim
diyerek kıvırıveriyorsunuz.
|