Anasayfa Polemik İnceleme   Büktel Hakkında     Linkler İletişim

     

 

THEOPE POLEMİĞİ : 16

 

 

İNSANLAR BİRBİRLERİNİN

(VE ÇOCUKLARININ)

YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYORLAR?

 

 

 

                                                

Salih Coşkun

 

 

 

 

 

Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek,

topluma bir bela kazandırmaktır"

F. Roosevelt

 

"İtfaiye ile ateş arasında tarafsız kalamam"

W. Churchill

 

Tiyatro kurumunda profesör nitelemesi ile unvanlandırılmış bir "saygıdeğer"in içine düştüğü (kendi kendini içine attığı) bu durum bizleri karamsarlığa itiyor. (Bizler; sosyal varlık olmak mücadelesini sürdüren kitleyiz.)

Mühendislik eğitimi alan bir kişi olarak şuna çok net biçimde iknayım ki, ortaya bir sav atılacağı zaman neden sonuç ilişkisinin ortaya konması olmazsa olmaz şarttır. Tiyatro kurumunda profesör nitelemesi ile unvanlandırılmış kişinin unvanı ya da unvanlandırılmış olması değildir bu yazının derdi. Bu yazının derdi, bu unvanın kazanmış olduğu saygınlık ve bu saygının (ve benzeri saygınlıkların) toplumsal sonuçlarıdır.

Neden sonuç ilişkisi ortaya konmadan ortaya atılan sav, bir iftiraya dönüşmüş, "yalan"dan başka bir vasfa sahip olamamıştır. İddianın sahibi ise "yalancı" pozisyonunda kalmıştır.

Yalancı pozisyonundaki profesör ülkeye tiyatrocu, sanatçı, öncü, entelektüel yetiştirmek iddiasında olmuştur yıllarca. Topluma yön vermiş, topluma yön veren değerler yetiştirmiştir. Üniversite hocasıdır ve üniversiteli tiyatrocular, entelektüeller yetiştirmiştir.

İşte karın ağrımız burada tepe noktasına ulaşıyor. Toplum öncülerinin, hesap sormayı görev edinecek, hesap sormayı öğretecek, ustalarından, bilgi-edinim kaynaklarından ve de kendilerinden şüpheye düşecek, şüpheye düşmeyi öğretecek kişilikler olması gerekmez miydi?

Profesör Özdemir Nutku'nun, "Theope" oyunu etrafında oluşan "mesnetsizce karalayıcılığı" onun öğrencilerinde, başkanlığını yaptığı Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) üyelerinde bir karın ağrısı etkisi oluşturmadığı için, ağrı için gereken gazı bizlerin bünyesi çekmek zorunda kalıyor.

Türkiye'de "tiyatrocuyum" diyen insanlar sahiden sadece ve sadece başat medyanın sabun köpüğü dizilerinde bağırıp çağırmanın peşinde mi geziniyorlar? Devlet Tiyatrosu’na kapağı atıp hazine tırtıkçılığını mı arzuluyorlar? Hadi toplumsal dinamiklerle, dünya meseleleri ile ilgili olan bizlere söyleyecek bir şeyleri yok diyelim. En basit, en aşağılık suç sayılan "yalancılık" karşısında bile söyleyecek sözleri yok mu bu toplum öncülerinin?

Yalancılık...

Bu hafife mi alınıyor bilemiyorum.

Anne babaların çocuklarına ilk öğüdü yahu: "Oğlum/kızım yalan söyleme! Çok ayıp, günah"

İnsanlığın bu ilk dersi bile tiyatrocularımızı, tiyatro öğrencilerimizi, Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği’nin (OYÇED) üyelerini harekete geçirmiyorsa bırakalım üniversiteleri, liseleri, eğitim programlarını.

Boşa çaba harcıyoruz.

Profesör Özdemir Nutku'nun mesnetsiz karalamasını bile sorgulayamaz hale geldiyse insanlar birbirlerinin yüzüne nasıl bakabiliyorlar? Tiyatrocular, toplum önderleri, bir yalanın hesabını soramıyorlarsa nasıl bakabiliyorlar o "yalan söyleme evladım" dedikleri çocuklarının yüzüne?

 

NOT: Bu yazı eğer Coşkun Büktel'in sitesinde yayınlanma şansı bulursa, umarım "Coşkun Büktel'in müridi" olarak nitelendirilmem. Yazıda herhangi bir kişisel taraftarlık yapmadım. Çünkü kişi taraftarı değilim. İtfaiye ile yangın arasında bir tarafta olabilmek adına bir yalanın hesabının sorulması için çabaladığımı, istekli olduğumu belirtmek istedim.

 

Salih Coşkun / 3 Ağustos 2006

Elektrik Mühendisi

Deka Elektronik Ltd. Şti.

Kalite Yöneticisi

 

 

THEOPE POLEMİĞİ'nin bir önceki yazısı:

 

İNSANLAR ÖZDEMİR NUTKU'NUN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?  Coşkun BÜKTEL - 19 Temmuz 2006

 

 

Not:

OYÇED’in cevaplaması gereken ve hâlâ cevaplamadığı soruları, “Ne Âlâ Memleket” başlıklı yazımızın sonundaki “GÜNCELLEME” bölümünde bulabilirsiniz.   

 

Özdemir Nutku ve OYÇED skandalı'nın tarihçesini kavramak için, (Büktel tersini tercih ettiği halde, çoğu coskunbuktel.com'dan başka hiçbir yerde yayınlanmamış) aşağıdaki yazılara bir göz atmanız yeterlidir:

(Eskiden yeniye doğru tarih sırasıyla)

 

 

ÖZDEMİR NUTKU YALAN SÖYLEMEDİYSE BELGE GÖSTERMELİDİR

Coşkun BÜKTEL / Eylül 2005

 

COŞKUN BÜKTEL’E YANIT

Özdemir NUTKU / Eylül 2005

 

“THEOPE” ÜZERİNE ÖZDEMİR NUTKU’YA YANIT 

Şahin ERGÜNEY / Ekim 2005

 

ÖZDEMİR NUTKU İNSANLARIN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?

Coşkun BÜKTEL - 5 Temmuz 2006

 

İNSANLAR ÖZDEMİR NUTKU'NUN YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYOR?                             Coşkun BÜKTEL - 19 Temmuz 2006

 

İNSANLAR BİRBİRLERİNİN (VE ÇOCUKLARININ)  YÜZÜNE NASIL BAKABİLİYORLAR?

Salih COŞKUN - 3 Ağustos 2006 

 

PINTER, BRECHT, NÂZIM VE DİĞERLERİNE HAKARET ETMEYİN!  

Coşkun BÜKTEL - 16 Ağustos 2006

            

OYÇED YAZARI OLMAKTAN (HÂLÂ) UTANMAYAN BİR GÖNÜLLÜ ARANIYOR  

Coşkun BÜKTEL - 9 Eylül 2006

 

Hangisi daha gizli bir örgüttür? OYÇED Mİ, KU KLUX KLAN MI?

Coşkun BÜKTEL - 28 Kasım 2006

 

NE ÂLÂ MEMLEKET

Coşkun BÜKTEL - 24 Aralık 2006

 

OYÇED NE HAKLA AÇIKLAMA BEKLİYOR?  

Coşkun BÜKTEL - 16 Şubat 2007

 

OYÇED KİŞİLERİ VE KURUMLARI HANGİ HAKLA VE NE YÜZLE SUÇLUYOR?  

Coşkun BÜKTEL - 13 Mart 2007

 

OYÇED'İN YÜZLEŞME ÇAĞRISI ÜZERİNE 

Coşkun BÜKTEL - 19 Mart 2007

 

UTANMA EŞİĞİ 

Coşkun BÜKTEL - 24 Mart 2007

 

OYÇED'İN ONURDAN ANLADIĞI

Coşkun BÜKTEL - 28 Mart 2007