|
NOT: Aşağıda
okuyacağınız metin,
"İŞTİSAN bildirisine katkı"
başlıklı ve 24 Haziran 2009 tarihli yazımızın 2
no'lu dipnotudur.
Başkan Kadir Topbaş, Mart
2008'de, danışmanı Kenan Işık'ın ve
"Kazmacıbaşı"
olarak tayin ettiği arkadaşınız Orhan Alkaya'nın
(GÜNCEL NOT:
"arkadaşınız" derken, Alkaya'ya İŞTİSAN yönetim
kurulundan arkadaş olanlara seslenmiş oluyoruz;
örneğin Macit Koper ya da
linççi
Arif Akkaya gibi kişilere...) yanında ve bir sürü gazetecinin önünde,
“Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını
çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline
getireceğiz” dedi mi? Dedi. Belgeleyebilir
miyim? Evet. Geçerli bir belgeyle belgeleyebilir
miyim? Evet. Nedir geçerli belge? "İstanbul Büyük
Şehir Belediyesi" başlıklı sitede, 27 Mart 2008
tarihinde yayınlamış,
"Her
ilçeye bir tiyatro salonu ve kültür merkezi…"
başlıklı haber.
Peki ben bu haberin kaynağına link verebiliyor
muyum? Evet, yukarıdaki paragrafta haberin başlığını
maviye boyayarak, orijinal kaynağa link verdim.
Aşağıda, haberin ilgili paragrafını ara başlığıyla
birlikte aktarıyor ve hemen altında, haberi
Büyükşehir'in sitesinden aktararak veren bir başka
sitenin −yapi.com.tr− haberimizle ilgili sayfasına
link veriyorum.
Tepebaşı’na “Dram
Tiyatrosu”, Şişhane’ye “Beyoğlu Sahnesi…”
“Şişhane’deki Türk Hava
Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal
boyutta bir sahne haline getireceğiz” (Vurgu
bizden. CB) diyen Başkan Topbaş, ulaşım akslarının
ortasında kalan bu noktaya Şehir Tiyatroları Beyoğlu
Sahnesi’ni inşa edeceklerini açıkladı. Mimari proje
yarışmasıyla hayata geçireceklerini ve projeyi
sadece mimarların değil, sanatçıların da dahil
olduğu geniş katılımla bir jüriyle
projelendireceklerini anlatan Topbaş, sahnenin 600
seyirci kapasiteli, 500 metrekare alana sahip Büyük
Sahne ile deneysel çalışmaların
gerçekleştirilebileceği 300 kişilik Meydan
Sahnesi’nden oluşacağını kaydetti. Tepebaşını da
içinde Dram Tiyatrosu’nun olduğu bir sanat merkezi
haline getirmeyi hedeflediklerini dile getiren
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, TRT
binasını da kapsayacak bu alanla ilgili ihale
hazırlıklarının sürdüğünün altını çizdi.
(Bakınız: Yapi.com.tr,
"Muhsin Ertuğrul da 'Çağdaş
Tiyatro' derdi".)
(NOT: Umarım, kaynak olarak
linklerini verdiğimiz sayfalarda, bizim bu
yazımızdan sonra birtakım "tuhaf" değişiklikler
olmaz ya da sayfalar "görülemiyor" hale gelmez.
Gelecekte, oldukça yakın olabilecek bir gelecekte,
öyle bir adilikle karşılaşırlarsa, vicdan sahibi
okurlarımız, ancak örtbas çabası olarak
yorumlanabilecek o adilikle bizi ilişkilendirmemeli
ve bizi durumdan haberdar etmeliler.)
Peki, daha bir yıl önce, Mart
2008'de, Kenan Işık'ın ve
"Kazmacıbaşı"
olarak tayin ettiği arkadaşınız Orhan Alkaya'nın
yanında ve bir sürü gazetecinin ve "her şey hazır"
izlenimi veren dev bir maketin önünde Kadir
Topbaş'ın, “Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY)
eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne
haline getireceğiz” dediğini, fotoğraflı
orijinal haber kaynaklarına link vererek
kanıtladığımıza itiraz edilebilir mi? Kesinlikle
edilemez. Çünkü gerçek bir tık ötede.
Peki, bugün itibariyle,
Topbaş'ın dediği şey gerçekleşti mi? Yani,
“Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını
çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline"
getirme sözü gerçekleşti mi? Hayır, gerçekleşmedi.
Peki gerçekleşecek mi? Hayır, hiç de gerçekleşecek
gibi görünmüyor. Niçin?
Çünkü her aileden "en az üç
çocuk" istediğini söylerken samimi olan AKP, "her
ilçeye bir salon" istediğini söylerken samimi değil.
O yüzden, eski THY binasını tiyatro salonu
yapacağına dair, Kenan Işık'ın ve
"Kazmacıbaşı"sı
Orhan Alkaya'nın yanında, bir sürü gazetecinin ve
dev bir maketin önünde, söz vermiş olan Kadir
Topbaş, bu sözünü yerine getirmeye hiç niyetli
değildi. Çünkü Kadir Topbaş, “Şişhane’deki Türk
Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal
boyutta bir sahne haline getireceğiz” derken,
aslında, eski THY binasını bir "evlendirme dairesi"
yapmıştı bile...
Çünkü çocukların çoğalmasını
isteyen AKP, aynı nedenle evliliklerin çoğalmasını
da istiyordu. Çünkü katılmak istedikleri AB ülkeleri
nikahsızlarla dolu olduğu halde, Kadir Topbaş,
nikaha fazlasıyla önem veriyordu. (Bakınız:
"AB için resmi nikah")
Evliliklerin çoğalması ya da çoğalmasının
kolaylaşması içinse daha fazla evlendirme daireleri
gerekliydi. İşte o nedenle, eski THY binası, bugün,
Kadir Topbaş'ın
"Kazmacıbaşı"
Orhan Alkaya'yı
kandırmak için söz verdiği "Şehir Tiyatroları
Beyoğlu Sahnesi" olmak yerine, "Beyoğlu
Belediye Başkanlığı Evlendirme Dairesi" olmuştu.
Barış Büktel, gidip "Beyoğlu
Belediye Başkanlığı Evlendirme Dairesi"nin
fotoğraflarını çekti. Barış Büktel'in çektiği
fotoğraflar arasında, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet
Misbah Demircan'ın, söz konusu evlendirme dairesini
ilçesine kazandırdığı için Kadir Topbaş'a
teşekkürlerini ifade eden, bir pirinç tabela da var.
Bu teşekkür tabelası iki adet yaptırılmış ve binanın
iki ayrı duvarına asılmış. İşte Barış Büktel'in
çektiği fotoğraflar:




Müracaattan bizzat benim
üşenmeden gidip aldığım bilgiye göre, evlendirme
dairesi 2007 Nisan'ının ilk haftasında faaliyete
geçmiş. Kısacası, Kadir Topbaş, Mart 2008'te eski
THY binasını tiyatro yapacağını söylerken, aslında
11 aydan beri, ortada artık eski THY binası yokmuş.
Kadir Topbaş'ın tiyatro salonu yapacağını söylediği
yerde, 11 aydır, gıcır gıcır bir nikah salonu
faaliyet yürütmekteymiş. Ve o evlendirme dairesini
Beyoğlu'na kazandıran kişi de, bizzat Kadir
Topbaş'tan başkası değilmiş. Topbaş'ın adı, bu
nedenle binanın duvarlarındaki pirinç tabelalara
kazınmış. Kısacası, Kadir Topbaş, Mart 2008'de o
koca maketin önünde, “Şişhane’deki Türk Hava
Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal
boyutta bir sahne haline getireceğiz” derken, ya
Orhan Alkaya'yı, ya Kenan Işık'ı, ya gazete
muhabirlerini (örneğin, "Beni ikna ettiniz!" diyen
Üstün Akmen'i) ya da evlendirme dairesini Beyoğlu'na
kazandırdığı için 11 ay önce kendisine pirinç
tabelalarda teşekkür etmiş olan Belediye Başkanı
Ahmet Misbah Demircan'ı veya hepsini, veya hepsi
aracılığıyla tüm İstanbul halkını aldatmaktaymış.
Orhan Alkaya,
"Düzeltmeye Başlıyoruz -1"
başlığıyla yayınladığı
ve seri halinde süreceği izlenimi veren, "düşüş"
sonrası ilk yazısında bence bu binanın akıbetinden
söz etmeli; düzeltmeler serisine önemsiz
"kıtırcılardan" hesap sorarak değil, Kadir
Topbaş'tan hesap sorarak başlamalıydı. Ama Kültür
Bakanlarından, Genel Müdürlerden, Belediye
Başkanlarından belgeler koyarak hesap sormak gibi
"pis işler", tiyatromuzda nedense hep benim gibi
"küfürbaz"lara(!)
düşüyor. Oysa benim Kadir Topbaş'la hiçbir kişisel
hesabım yok. Topbaş'ın kullandıktan sonra kirli bir
mendil gibi çöpe attığı kişi ben değilim. Topbaş'ın
reklamlarımı kestiği bir dergim de yok. Yine de niye
ben uğraşıyorum bu işlerle? "Hakikati görmezden
gelemediğim için"... Bence beni sanatçı yapan en
temel özelliğim bu. Sizleri sanatçı değil de, en iyi
ihtimalle "iyi birer tiyatro esnafı" yapan en önemli
neden de bu: Nasırınıza basıp rahatınızı
kaçırmadıkça, nahoş hakikati görmezden gelebiliyor,
o hakikat yokmuş gibi davranabiliyor,
yaşayabiliyorsunuz. Öyle olmasa, Kadir Topbaş'ın
hepinizi aldatmış olmasının hesabını sormak, benden
önce sizlere, en önce de, Topbaş'ın
"Kazmacıbaşı"sı
Orhan Alkaya'ya veya danışmanı
linççi Kenan Işık'a düşmez
miydi? Ama onlar maaş karşılığı susuyor ve benim
gibi "maaşsızları", sırf dünyalığı doğrultamadığımız
için, kim bilir kendi akıllarınca ne kadar
aşağılıyorlar.
COŞKUN BÜKTEL
/ 24 Haziran 2009
NOT:
Yukarıda okuduğunuz metin,
"İŞTİSAN bildirisine katkı"
başlıklı ve 24 Haziran 2009 tarihli yazımızın 2
no'lu dipnotudur.
|