Anasayfa Polemik İnceleme Büktel Hakkında Linkler İletişim

 

 
 

 

 

YAŞASIN SANSÜR

 

 

 

 

 

 

A. Ertuğrul Timur

 

 

 

  

 

COŞKUN BÜKTEL'İN SUNUŞ YAZISI:

 

A. Ertuğrul Timur, tiyatrom.com adlı sitesinde, "Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen  çeviri ve eseri için bıkmadan usanmadan yürüttüğü bireysel  sataşmalarından oluşan haber ve polemiklerini,  hakaret ve küfürlere varan yazışmaları yayımlamayı reddetmekteyiz. Bu bireysel kör dövüşünü ve seviyesi düşük yazışmaları yayınlamamızı siz de sansür sayıyorsanız Coşkun Büktel kişisel sitesinde yada Hilmi Bulunmaz'ın Tiyatroyun sitesinde okuyabilirsiniz." diyerek, önce, sitesinin okurlarını Büktel'in eseri ("Theope") ve çevirisi ("Ölüleri Gömün") hakkında dezenforme ediyor, ardından, aldattığı okurlara bir de anket uygulayarak, onları kendi antidemokratik, sansürcü amaçları doğrultusunda yönlendiriyor.

 

Yıllardır Büktel'e karşı uygulanan sansür çabalarına rağmen Büktel'in yazılarına ulaşabilmiş şanslı azınlığın gayet iyi bildiği üzere, Büktel'in eseri ("Theope") ve çevirisi ("Ölüleri Gömün"), Timur'un iddia ettiği gibi "Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen" değil, tam tersine, "geçebilmiş" eserlerdir. "Theope", taa 17 yıl önce (1990'da), "Ölüleri Gömün" ise, taa 8 yıl önce, DT repertuar kurulundan "geçmişlerdir". Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan A. Ertuğrul Timur, dezenforme ettiği zavallı okurlara "Bu kısıtlamayı nasıl karşılıyorsunuz?" sorusunu sorarak; aldattığı okurları, sansürü onaylatmanın mekanizması olarak "kullanmış"; antidemokratik sansürcü tutumuna, kandırılmış kitleleri alet etmiştir. Halka zararlı bir unsur olduğunu defalarca kanıtlamış olan sansürcü  Timur'dan fena halde hesap soracağız. Sabredin!   

 

 

Coşkun Irmak'la tanışalı bir yılı aştı. Şehir Tiyatrolarında paylaştığımız masadaki panelin ardından da hemen bize yazmaya başladı. Bununla da kalmadı özellikle gençler için yaptığımız çabalarda her zaman yanımızda oldu. Bazı aydın dediğimiz kişiler bir adım ötelerindeki seminerlere ücreti mukabilinde (!) aydınlık sunmaya  giderken Coşkun Irmak karşılık beklemeksizin Gençlik Tiyatroları Oluşumumuzda gençlere bir ders de sen sunar mısın dedik hiç ikirciklenmeden  Adana'dan kalktı geldi. Tiyatro üzerine çok doğru tespitleri, girişimci ve sürekli faal sanatçı kimliği, sözünü esirgemeyen dosdoğru duruşu ve usta kalemiyle okunası bir yazar, yönetmen, sanatçı. Siyasal bakışımız belli ki geçmişte paralellikler taşımakta ama bugünkü reçetelerimiz farklı. Doğrusu şudur diye beynimizde ve yazılarımızda tanımladıklarımız farklı. Varsın farklı olsun. Yeter ki bu düzeyde, bu üslupta, bu amaçta olsun. Coşkun Irmak gibi kalemlere sayfalarımız her zaman açık oldu yine olacak.

       Orhan Aydın.. Adı Nazım Hikmet Kültür Merkezi ile özdeşleşmiş sanatçı, aydın, oyuncu. Tiyatro gündemine bakışımızda da dünya görüşümüzde de paralellikler kadar aykırılıklar da var. Daha şu an bu hafta yayına giren yazısında benim öncülüğünü yaptığım "Özel Tiyatrolara sadaka değil" çağrıma sıkı bir eleştiri var. Varsın olsun. Olmalı da. Tiyatro günü alternatif bildirisinde ayrı düştük, AKM'ye sahip çıkmak için aynı alanı doldurduk. Çalışmalarımı takdir ettiler sağolsunlar Nazım Hikmet Kültür Merkezi adına plaket sundular gururla aldım. Onlar ayrılıklara rağmen takdir hakkını, ben paralelliklere rağmen eleştiri hakkımı saklı tuttuğum gibi onlarında beni eleştiri hakkı her zaman bakidir kuşkusuz.

        ASSITEJ.. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Birliği. Tamamen kendi insiyatifleriyle beni üyeleri arasına kattılar. Bu hayatında sahneye bile çıkmamış kimdir necidir demediler uluslararası çalışmalara imza atmış tiyatrocularla aynı payeyi sundular, konukseverliğin en güzelini gösterdiler. Yeri geldi öyle eleştirdim ki zaman zaman "Acaba ileri mi gittim?" diye düşündüğüm de oldu. Ama biliyorlar ki yine eleştireceğim ve yine onlarlayım.

      Ulvi Alacakaptan... Tiyatrom'un tiyatrom olmadığı günlerden okuru, yazarı. Geçmişte solda durmuş, şimdi bilmem kaç derece farklı yerdeymiş. Varsın olsun. Zaman zaman ayrı düştük, zaman zaman düşüncelerimizin altına ilk imza atanlardan oldu. Genel sekreteri olduğu TOBAV'ı defalarca eleştirdik. Bir süre önce TOBAV fahri/onur üyeliği önerdi sağolsun. "Yayıncılık hakkımı saklı tutarım, yine eleştiririm sorun olmasın Ulvi abi" dedim, "Eleştir tabi, biz seni eleştirilerinle istiyoruz" dedi.

     Orhan Kurtuldu... Aynı kurumu paylaşıyoruz. O yönetsel pozisyonda ben sade bir eleman. Ama o hiyerarşi oradadır burası özgürdür deyip yeri geldi panellerde, toplantılarda yazılarımda veryansın ettim "Ağzına sağlık, az bile yazmışsın" dediği de oldu sıkı bir karşı eleştiriye girdiği de.. Çoğu kere paralel düşündük, birbirini tamamlayan düşünüşlerimiz de oldu, zıt düşünüşlerimiz de. Ama bu zenginliğin farkındaydık.

     Merve Kalınbacak... Siz onu tanımazsınız. Bir lise öğrencisi kardeşimiz. Seçim öncesi siyasi gündeme ilişkin yazılarımdan sonra beni öyle bir eleştirdi öyle bir eleştirdi ki..... Belli ki Tiyatrom'u tiyatrom'un sahibinden bile korumak isteyecek kadar çok benimsemiş sahiplenmişti. Galiba siyasal açıdan da pek uyuşamayacağız sevgili Merve'yle :) Ama gerek o, gerek sitemize yazmaya başlayan okul arkadaşı sevgili Zülal Arslan'la geçen yıl yaşlarından büyük işlerle tiyatro adına önemli işlere imza attık bundan sonrada yenileri gelecek eminim.

     Ve daha onlarcasını sayabilirim. Tek tek isim isim, örnek örnek.. Ama uzatmaya gerek de yok. Kısacası sevgili dostlar bu alanı paylaşıyoruz sizlerle. Tıpkı dünyayı herkesle paylaştığımız gibi. Fikirlerimiz uyabilir ters düşebilir. Tiyatro gündemine yaklaşımlarımızda paralellikler olabilir, ayrılıklar olabilir. Siyasal düşüncelerde çok farklı noktalarda durabilir yada yakınlaşıp uzaklaşmalarımız olabilir. AMA şu bir gerçek ki hiç birimiz kişisel çıkarımız üzerinden, kişisel kuyruk acılarımız yüzünden, kişisel komplekslerimizden dolayı çekişmedik yada bu alanı kişisel menfaatler için parsellemedik.

Bu site sadece tiyatroyla sınırlanmadan siyasal düzlemde de ulusalcısını da, komünist partilisini de, dindarını da, ve daha farklı farklı düşünceleri de, Devlet tiyatroları kapatılsın diyeni de, devlet tiyatroları kapatılamaz diyeni de, Özel tiyatrolara yardım sadakadır diyeni de, bu bir haktır diyeni de aynı alanda buluşturdu ve buluşturmaya da devam ediyor.

Ama birisi kendi oyunundan dolayı kopardığı fırtınanın yıkıcı ve şahsi etkisini buraya taşımadık diye, bir diğeri "alçak, pespaye, şerefsiz, lağım çukuru, Dangalak, ve daha buraya asla yazamayacağım kadar duyup okuyabileceğiniz en ağır sözlerle bezediği yazısına yer vermedim diye beni ve tiyatrom'u sansürcü ilan etmiş. Varsın etsin. Bu durumda bana düşen bir tek şey kalıyor, bu düzeysizliğe ve şahsiciliğe taviz vermemek sansür  ise  "Yaşasın sansür" demek.

Not 1: Bu ağır hakaretler bana değil üçüncü bir kişiyedir ama hiç önemli değil bir sanat sitesinin sayfalarında kime edilir edilsin kendine sanatçı diyen bir kişinin bu sokak ağzı yazısı asla yer alamazdı.

Not 2:Özgürlük kavramının içi boşaltılalı bir hayli oldu ve özgürlük alabildiğine yozlaşmanın, seviyesizliğin, uçuk kaçık marjinalliklerin anlatımı gibi sunulur oldu ama biz özgürlükten hala fikirsel, yaşamsal özgürlükleri anladığımız gibi, asla kişisel hırsların, intikam duygularının, ego ve kişilik tatminsizliklerinin alanı yada ağız dolusu küfürlerin, hakaretlerin serbestçe yayınlandığı serbest platform olmayacağız.

Not 3: Durumu bir anketle siz okurlarımıza sorduk ve şu sonucu sizlerde paylaştınız

 

      ,

Tiyatrom.com olarak Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen  çeviri ve eseri için bıkmadan usanmadan yürüttüğü bireysel  sataşmalarından oluşan haber ve polemiklerini,  hakaret ve küfürlere varan yazışmaları yayımlamayı reddetmekteyiz. Bu bireysel kör dövüşünü ve seviyesi düşük yazışmaları yayınlamamızı siz de sansür sayıyorsanız Coşkun Büktel kişisel sitesinde yada Hilmi Bulunmaz'ın Tiyatroyun sitesinde okuyabilirsiniz.

Bu kısıtlamayı nasıl karşılıyorsunuz?
[toplam 1017 oy] 
6.08.2007 05:35 itibarıyla

 

Seviye korunmalıdır Yayınlanmaması doğrudur (1005) 98.82%
Bu bir sansürdür, yayınlanmalıdır, kınıyorum (12) 1.18%
 

 

 

Ertuğrul Timur / 6 Ağustos 2007

 

(Timur'un yazısını, tiyatrom.com'daki orijinal sayfasında görmek için TIKLAYINIZ!)

 

 

 

HAFIZA TAZELEME

 

Timur'un, bize mail ile gönderdiği bundan önceki yazısını (Bakınız: "Bu konunun her üç muhatabına") şu sunuş yazısıyla yayınlamıştık:

 

tiyatrom.com adlı sitesinde, bir sabah ansızın, "THEOPE POLEMİĞİ VE TİYATROM'UN SANSÜRCÜLÜĞÜ MESELESİ" diye bir polemik başlatan A. Ertuğrul Timur, bu ana başlık altında beş yazı yayınladı. İkisi kendi yazısı, ikisi Mustafa Demirkanlı yazısı, birisi Hilmi Bulunmaz yazısı. Ben de kendisine ilk fırsatta cevap verecektim. Ama ben daha henüz ilk yazımı bile yazmamışken, sayın Timur, "benim bu polemikleri yada Coşkun Büktelin yazılarını yayınlamak gibi bir sorunluluğum yoktur Size göre bu sansürcülükse evet ben Coşkun Büktel'in kişisel hazımsızlıklarının beyin bulanıklıklarının ve çekişmelerinin sansürcüsüyüm." diyerek, sitesinde artık bu konudaki başka herhangi bir yazıya yer vermeyeceğini açıkladı.

 

Henüz "de"leri, "da"ları ve soru takılarını bile ayıracak seviyede olmayan sayın Timur, diyor ki: "Bu seviyesi düşük tartışmalar (Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Mustafa Demirkanlı her üç kişi dahil) tarafımdan asla yayınlanmayacaktır."

 

Timur'u kendi "seviyesiyle" baş başa bırakacağız.

 

Ama önce, kendisine, bu polemiği hangi amaçla (istekle) başlattığını hatırlatalım; polemiği başlatan 27 Temmuz tarihli ilk yazısında, sayın Timur diyordu ki:

 

(...) çünkü artık tiyatro dünyasında önemli bir mevzi sayılan “tiyatrom.com”un sansürcülük yaptığı iddialarının son bulmasını istiyorum.

 

Ben daha ilk yazımı bile yazmadan, “tiyatrom.com”un sansürcülük yaptığı iddialarının, iddia değil, "hakikatin ta kendisi" olduğu ortaya çıktı. Timur, yazımı sansür edeceğini daha yazı yazılmadan ilan etti. Yazının haberi bile, turnusol kağıdı gibi, sansürü deşifre etti. Timur gibi "sansürcü demokratlara" değil yazım, nefesim bile yetti.

 

Timur'un seviyesi, bir cevap yazısını sansür etmemizin bahanesi asla olmadı ve asla olmayacak. Timur'un üçüncü yazısını okumak için...

TIKLAYINIZ


NOT: Anladığım kadarıyla Timur, Demirkanlı'yı da sansür ediyor ya da aralarında buna karar verdiler. Bu durumda, Demirkanlı'nın, dün, bana e-posta ile gönderdiği ve benim, "
sen yayınlamaya değer bulur da yayınlarsan ben  de 'manşetten' yayınlarım." diyerek, önce kendi sitesinde yayınlamasını şart koştuğum saçma sapan bir cevap yazısını, (artık Demirkanlı'nın bir sitesi bulunmadığını varsayarak) yayınlamayı kabul edecek ve en kısa zamanda yayınlayacağım.

 

 

HAFIZA TAZELEME 2

 

Mustafa Demirkanlı'nın aleyhimizdeki "Kıvırtma Coşkun" başlıklı yazısını da söz verdiğimiz üzere "manşetten" yayınlamış ve o yazıyı da şu satırlarla sunmuştuk:

 

Bu yazı, 1 ve 2 Ağustos 2007 tarihlerinde, Demirkanlı-Büktel arasında gerçekleşen yazışmalardan ve Demirkanlı'nın o yazışmalardan birine eklediği "Kıvırtma Coşkun" başlıklı bir "cevap" yazısından oluşmuştur.

Yazının yalnızca bizim sitemizde çıkmasını, Demirkanlı'nın tiyatrom.com'daki "özerk" bölgesine layık görmediği çöplerini sitemize yığmasını, daha önce de olduğu gibi, kabul edemeyeceğimiz için, önce kendi sitesinde yayınlamasını şart koşmuş, sen yayınlarsan biz de "manşetten" yayınlarız, demiştik. Ne var ki, A. Ertuğrul Timur'un son açıklaması, Timur'un yalnızca Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ı değil, Mustafa Demirkanlı'yı da sansür ettiğini ve Demirkanlı'nın tiyatrom.com'daki (bizim "özerk" sandığımız) bölgesinin, özerk olmadığını ortaya koydu. Belki de aralarında anlaşıp şu günlerde özerk olmamasına birlikte karar verdiler.

Bu durumda, sitesi bulunmadığını varsaymak zorunda kaldığımızdan Demirkanlı'nın cevap içermeyen, (yalanları için cevap ya da hesap vermek yerine hesap sormaya kalkan, yavuz hırsız gibi, hırsız rolünden çıkıp sorgucu polis rolüne soyunan) cevap yazısını, ilgili mail mesajlarıyla birlikte yayınlıyoruz. 

Gerçi, Mustafa'ya, "dergin var, git önce derginde yayınla, sonra biz yayınlayalım" diyebilirdik ama, hiçbir bahaneyle reddedilemeyecek bir insan hakkı saydığımız cevap hakkını, bir ay sonraya (veya belirsiz bir zamana) ertelemeyi de adil bulmadık.

Bizce hiçbir bahane, cevap hakkını gaspetmenin gerekçesi olamaz. (Aynı gün, 15.20. GÜNCELLEME: Bakınız: "İlkemiz") Çünkü cevap yazısının "seviyesi", cevabı yayınlayanı değil, cevabı yazanı bağlar. O nedenle, herhangi bir bahaneyle cevap yazısını sansür etmek, sansür eden yayıncının seviyesini değil, "seviyesizliğini" gösterir.  O cevap yazısında, kendisini korkutan (okurlardan saklamak istediği) "bir şeylerin" bulunduğunu gösterir.

Her yazıyı  (elbette) yayınlamak zorunda değilsiniz. Ama bir cevap yazısını (hangi bahaneyle olursa olsun) yayınlamamak, kesinlikle alçaklıktır. Faşizmin ta kendisidir.

TIKLAYINIZ

 

 

 

Özdemir Nutku skandalı'nın mahiyetini ve tarihçesini kavramak için, (Büktel tersini tercih ettiği halde, çoğu coskunbuktel.com'dan başka hiçbir yerde yayınlanmamış yazılardan oluşan) "THEOPE POLEMİĞİ" adlı dosyamıza bakabilirsiniz.

 

Timur'un bu sayfadaki yazısıyla başlayan "YAŞASIN SANSÜR" SKANDALI'nın (Timur'a cevap olarak yazılmış) diğer yazıları için aşağıdaki başlıkları tıklayabilirsiniz:

 

"Yaşasın Sansür" skandalı 1 (Coşkun Büktel)

 

 "A. Ertuğrul Timur'a Aşağıdaki Jeep'i Veriyoruz" (Hilmi Bulunmaz)

 

"Timur, Nasreddin Hoca'ya Karşı" (Hilmi Bulunmaz)

 

"Ben sana 'Tiyatrocu olamazsın' demedim" (Feridun Çetinkaya)

 

"Süt Banyosu" (Link yazısı) (Coşkun Büktel)

 

"Yaşasın Sansür" skandalı 2 (Coşkun Büktel)